Modern ekonomik ve sosyal yaşamın temel taşlarından biri olan sigorta mekanizması, öngörülemeyen risklerin bireyler ve kurumlar üzerindeki yıkıcı etkilerini bertaraf etmeyi amaçlayan sofistike bir finansal araçtır. Bu mekanizmanın adil, dengeli ve etkin bir şekilde işlemesini temin eden normatif çerçeve ise Sigorta Hukuku olarak adlandırılır. Bu yazımızda, sigorta ilişkisinin hukuki boyutunu, temel prensiplerini, tarafların kritik rol ve sorumluluklarını ve uyuşmazlık anında izlenmesi gereken yolları profesyonel bir bakış açısıyla aydınlatmayı hedeflemekteyiz.
Türk Ticaret Kanunu (TTK) başta olmak üzere ilgili mevzuatta düzenlenen Sigorta Hukuku, sigortacının bir prim (ücret) karşılığında, sigortalının para ile ölçülebilir bir menfaatini tehdit eden bir tehlikenin (rizikonun) meydana gelmesi halinde, bu zararı tazmin etmeyi veya belirli bir meblağı ödemeyi taahhüt ettiği sözleşmesel ilişkileri düzenleyen hukuk dalıdır. Temel işlevi, riskin bireyden alınarak, bu riski yönetme ve dağıtma kapasitesine sahip profesyonel bir kuruma (sigortacıya) devredilmesidir.
Sigorta ilişkisinin omurgasını "Sigorta Sözleşmesi" oluşturur. Bu sözleşme, çoğu zaman "poliçe" olarak bilinen belge ile ispatlanır. Ancak unutulmamalıdır ki, poliçe sözleşmenin kendisi değil, onun varlığını ve koşullarını ispatlayan en önemli delildir.
Sigorta sözleşmesinin hukuki nitelikleri şunlardır:
Sigorta sürecinin sağlıklı işlemesi, tarafların yasal yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesine bağlıdır.
Sigortacının Yükümlülükleri:
Bu hukuk dalının temelini oluşturan ve uyuşmazlıkların çözümünde yol gösteren temel prensipler şunlardır:
Sigorta sözleşmesi, bir risk yönetimi ve güvence enstrümanı olmasına rağmen, hukuki yapısının karmaşıklığı ve tarafların menfaatlerinin farklılaşabildiği anlar nedeniyle potansiyel ihtilaf alanları barındırmaktadır. Rizikonun gerçekleşmesiyle birlikte, teorik güvence vaadinin pratik bir tazminata dönüşme sürecinde ortaya çıkan bu "patolojik" durumlar, Sigorta Hukukunun en dinamik ve çekişmeli alanını oluşturur. İşte bu alanda sıklıkla karşılaşılan temel hukuki sorunlar ve izlenmesi gereken çözüm stratejileri belli başlıklar altında incelersek:
Sigortacının tazminat borcunu ifadan imtina etmesi, en temel uyuşmazlık konusudur. Bu ret kararları, hukuki olarak titizlikle incelenmesi gereken argümanlara dayanır.
Talebin tamamen reddedilmemesi, ancak sigortacının hesapladığı tazminat miktarının sigortalının gerçek zararını karşılamaktan uzak olması sıkça görülen bir durumdur.
Sigortacılar, sigortalının sözleşmesel veya yasal yükümlülüklerini ihlal ettiğini ileri sürerek tazminatı ödemeyi reddedebilir veya miktarında indirime gidebilir.
Tüm tedbirlere rağmen yukarıda saydığımız gibi sigortacı ile sigortalı arasında anlaşmazlıklar çıkabilir. Tazminat talebinin reddedilmesi, eksik ödeme yapılması veya sürecin haksız yere uzatılması gibi durumlarda başvurulabilecek hukuki yollar genel olarak Sigorta Tahkim Komisyonu veya Asliye Hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemelerinde çözüme kavuşturulabilir.
Sigorta Hukuku, sadece karmaşık yasal metinlerden ibaret değildir; aynı zamanda finansal geleceğinizi güvence altına alan hak ve sorumluluklar dengesidir. Poliçenizi bir anayasa gibi görmeli, şartlarını dikkatle incelemeli ve yükümlülüklerinizi zamanında yerine getirmelisiniz. Bir uyuşmazlık durumunda ise haklarınızı korumak ve yasal süreci doğru yönetmek için profesyonel hukuki destek almak, yaşanabilecek ciddi hak kayıplarının önüne geçmenin en etkili yoludur.
Alo trafik
© 2025. Tüm Hakları saklıdır
kuştepe Mah. leylak sk. no:3 Şişli/istanbul
Web sitesi trafiğini analiz etmek ve web sitesi deneyiminizi optimize etmek amacıyla çerezler kullanıyoruz. Çerez kullanımımızı kabul ettiğinizde, verileriniz tüm diğer kullanıcı verileriyle birlikte derlenir.